Taçsız Kral, Renkli(!) Kara Şövalye Cenk

Taçsız Kral, Renkli(!) Kara Şövalye Cenk

Pazar günü Cenkle sabah erkenden kahvaltımızı yapıp yollara düştük..

2 ayda bir gerçekleşen nostaljik Kadıköy-Bostancı-Bağdat Caddesi turumuzu yapalım dedik..Nostaljik diyorum ,nişanlıyken Cenk Göztepe’de oturduğu için genel buluşma yerlerimiz o bölge idi.. Nişanlılık süremiz o kadar uzamış ve cılkı çıkmıştı ki artık , Kadıköy- Moda-Bağdat Caddesi kelimelerini duyduğumda bööööööğkk diye öğürmeye başlıyordum..(Nişanlılık süresi 3 ayı geçmicek arkadaş ondan sonra o pembe panjurlar küf rengini alıp sizi kovalamaya başlıyor rüyanızda….)

Aslında Kadıköy’ün bende ki yeri taa çocukluğuma dayanır.. O zamanlar tek alışveriş yeri Kadıköy’dü.. Amaaan ne keyifti oraya gitmek..Anneciğmi sağolsun bizi kaptığı gibi Bahariye’deki Piero Bebe’ye götürür, maşallah kendi ne beğenirse bize de onlardan alırdı..Hayır ben pembe severdim bana niye yeşil giydirirsin, sarı ya da kırmızı takımlar alırsın ..Piero Bebe’nin duvarındaki ağlak suratlı palyaço resmi ağlar ben ağlar..Pembe istiyoruuum!!!(annem şimdi diyordur ki ” ayyy ama Ebrar niye öyle diyorsun ben sizi çok güzel giydirirdim.. Ay şimdi resimlere bakınca öyle de o an için pembe poşet giydirsen daha çok makbule geçecek yani..) Neyse bu anılardan Cenk’e fenalık gelmiş olacak ki , “Ebrashcaa rulo pastaaa!!” dedi

Bahariye Caddesi’nde devasa Mango’yu geçip Moda yönüne doğru giderken meşhuuur minik İnci Pastanesi vardır.. Ve biz Cenkle oranın  kremalı muzlu rulo pastalarına bayılırız 🙂 Birbirimiz olmadan ne zaman Kadıköy’e gitsek , bir kutu alıp birbirimize sürpriiiiiz yaparız 🙂 Böyle de romantiğizdir.. (kutuda son kalanı kapmak için; ” sen kaç tane yedin? o benim hakkım! , benim oo! ,tükürdüm kii yenmez ooo! ları size anlatmıyorum tabii..)

(ayağımı yeeeee!! )

Rulo pastalarımızı hapur hupur yerken ;

Ben : Ayy Ceenk şuraya ne zaman gelsem bi hüzünleniyorum.. Nişanlılık zamanlarımız geliyo aklıma.. Biz de az çekmedik ha..

Cenk : Olsun yaa bak şimdi kahkahalarla gülüyoruz..

Ben : Ne kahkahayla gülücem bee Allah belasını versin !

Cenk : ……………..hihohooooaaaaaaaaaaaaaaeretıoıuouıuoıouoıpuopo (meşhuur Cenk kahkahaları caddeyi sardı..)

Neyse gezimizi bitirip Bağdat Caddesine geçerken meşhur sarı dolmuşlara bindik bizimle birlikte “typical cadde girl ” diye tabir ettiğimiz muhteşem yaratıklardan biri de bindi..

Sahilden caddeye doğru çıkarken , 15-16 yaşlarında bir bızdık bizi durdurdu :

Çok afedersiniz Caddebostan Kültür Merkezine nasıl gidebilirim?..

Ben kesin ve net bir şekilde “canım bilemiyoruz valla ” derken teknoloji canavarı, yılların eskitemediği gönüllü ilim çocuğu ,fen düşünürü, technical sweetheart Cenk atıldı:

Dur canım hemen internetten bakalım (telefonu sadece telefon olarak değil her özelliğini yiyip bitirene kadar kullanır haritalar indirir, telefonla eve bağlanır, evi izler, televizyonda istediği programı açar, kaydeder,beğenmez siler ..-Bütün bunları telefondan yapar..-Bir de uzanıp yemek yapsa tadından yenmez de nerdeee  ..)

Neyse kahraman Cenk başladı kültür merkezinin yerini aramaya.. Haritalar indirildi, navigasyonlar çalıştırışdı ahhh internet yaa  en olmadık yerde kopukluk yaşanır tühhhh.. Biz yolda en az 10 dakika mal gibi beklerken kız da bizimle tüh tüh vah vah yapıp bekledi..

Sonunda ben dayanamadım :

Canım bak şurda bakkal var en iyi o bilir bir sor istersen dedim..

Kızcağız pırr kelebek koştu gitti hemen.. Annesine karnedeki 5leri saymaya gelen çocuk gibi bize doğru koşuşu görülmeye değerdi..

Neyse kızı benimsedik, bizimle yukarı kadar yürümesine izin verdik sonra Cenk sokağın adını buldu sağ salim teslim etti sonunda artık gezmemize başlayabilirdik..(çok şükür yarabbiii)

-Cenk bize ne elalemin çocuğundan

-Aaa Ebrashca yazık değil mi kızcağıza yol gösterdik işte ne var, ilerde bizim çocuğumuz da yolda kalır bak bizim gibi iyi insanlarla karşılaşır belki.. (iyi insanlara bak biri sırf teknolojiye saniyelikte olsa dokunmanın hazzını yaşamak için “yardımcı” olur diğeri kara kuru dikenli kaknemmmm)

-Amaan bana ne anası babası nasıl gidecek yavrum diye düşünmemiş salmış evden ben mi sahiplenicem . Teallam yaa..

Hayır evde susuzluktan geberse,dilini damağına tap tap çarpsan bi damla su vermez , sokaklar da maşallah “Kahraman Cenk!”..

Böyle bir günü de tamamlamış olduk..(yok şimdi hakkını yemiyeyim evde meyve hazırlamaya bayılır:

Cenk sirkede beklettin mi meyveleri?

-Niye bekleteyim turşu mu yapıyorum?)

Neyse bu günlere de şükür..

Temmuz’un ilk günü .. Yazın tam ortasındayız daha neler yaparız neleer 🙂 Rahat seriiin bir gece , tatlı tatlı rüyalar ve akabinde harika bir gün olsun.. Aklınızdan ne geçtiyse şıp diye olsun mutluluktan bir frambuazlı pasta söyleyin benden olsun .. 🙂

2 Responses »

  1. Siz bayanlar hep haklısınızdır evet ama bir de bu olayları eşinin ağzından dinlemek lazım 😀 😀 😀

  2. anlatımların çok komik gülmekten çatlıyorum.Nasıl aklına geliyor böyle yazıyorsun gerçekten büyük bir yeteneksin .

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)