Pargalı’ya eksi verdim ,ayakkabılarımı da aldım gidiyorum!

Pargalı’ya eksi verdim ,ayakkabılarımı da aldım gidiyorum!

Geçen yıl adını şuan vermek istemediğim ama çok ünlü bir deri mağazasından , deri-süet bir spor ayakkabı aldım..

Nisan ayında Trabzon’a giderken havalimanında, ayakkabının süet olan kısmının acımasızca yırtıldığını farkettim..Yırtık ayakkabıdan görünen siyah üzerine  kırmızı puantiyeli çorabımdan bahsetmiyorum bile..

Döner dönmez ayakkabıyı belki tamiri mümkündür diye  aldığım mağazaya götürdüm  ve sağolsunlar aradan 1 yıl geçmiş olmasına rağmen ,herhangi başka bir modelle değiştirebileceğimi söylediler!

Eh madem ısrar kıyamet yenisinden buyurun diyorsunuz  hemen vakit kaybetmeden , ispanyol paçalarla giymek üzere 15 cm apartman topuk bir ayakkabı aldım, orada denediğimde herşey normaldi..Yalnız eve geldiğimde sağ ayağımın 5 parmağının da ayakkabıdan önde gittiğini farkettim?!

Yürürken çaktırmadan ayağımı yukarı doğru çekersem ancak kurtarabiliyordum.. İyi de paçalarımı savıra savura yürürken ,kabus yaşamaya gerek yoktu sanırım..

Neyse Salı günü onca işim varken kalktım düştüm yollara.. Ayakkabıyı verdim bir büyüğünü giydiğimde aynı sorun yeniden oluştu..Belli ki üst kemeri bol olduğundan ayak kayıp gidiyor..

Aaaa ayakkabıya kusur bulunur muu? Ayağım hatalıymış? Beni yaratan bilemedi sen bildin aferim! Satıcı çocuk bütün gün ayak görmekten sanırım beni de bütün olarak ayak gibi görüyor olmalıydı ki yüzünü bu şekilde ekşiterek benimle konuşması bundandı sanırım..

Neyse sonunda çok alakasız bir model alıp mağazadan çıktık.. Cenk’e göre sorunlu olan bendim çocuk gayet kibardı.. Sana kibardı tabii.. Çay ister misiniz? Kahve ister misiniz? Sana hizmet süperdi.. (Gerçi buradan mağazada ne kadar vakit harcadığımız da anlaşılıyor sanırım..)

Neyse yeni cicimi alıp eve döndük..Ertesi gün sevgili kayınvalidemler gelecek.. Mutfakta bir telaş..Çorbayı karıştır, bulgur pilavına tuz ekle, pirinçli kabağın altını söndür , iki kolum var sanıyordum maaşallah benim kollar bayağı işlevliymiş..Getirip bizim mutfağa ahtapot atsanız kapışırım o anda..

Sonunda  dün akşam misafirlerimiz geldi, ( bu ara fazla organizasyonumuz var ,ilerleyen günlerde ki yazılarımda detaylı olarak  takip edebilirsiniz.. ) yemekte hoş beş ve sonrasında ailece Muhteşem Yüzyıl’ı izlemeye başladık..

1 senedir izlemiyordum.. Neler değişmiş öyle?? Pargalı düşe düşe Nigar Kalfa’ya kadar düşmüş?! Meğer özüne dönmüş gavur kırması.. Ne demişler ayıdan post gavurdan dost olmaz diye..Sen elin Parga’sından alıp , anasının koynundan koparırsan  gavuru ,o da vakti zamanı geldiğinde kafana geçirir tulumu.. N’oldu büyük aşkınız? Tabii insanoğlu işte erieşene kadar.. Hatice Sultan’ın balkonunun altında kedinin kasap vitrinine baktığı gibi bakıp kuyruğunu sağa sola salladığın günleri ne çabuk unuttun ? Al sana eş diye sultan verdiler, koskoca saray hediye ettiler yok anam beğenmedi gitti bi sümüklü kalfaya teslim etti ruhunu! Pis Pargalı kelleni alsınlar seneye ben de rahat edeyim.. Ayh yoruldum yazarken.. İyi ki bırakmışım dizileri baksana yarım gece izledim olayın içine girdim.. Neyse ben Yalan Dünya’mı ve Umutsuz Ev Bebeklerimi (! ) izlemeye devam edeyim ..Gülmek herzaman enerji getirir 😉

Çok güzel bir Çarşamba günü sizin olsun.. Madonna gelmiş, konserine gitmek isterdim ama henüz Ajda’ya gitmeden Madonna’ya gitmek milliyetçiliğime ters  😉 Hepinize neşe dolu günleeeeeeeeeeeeer ! 🙂

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)