Nirvana’ya Yükselir Ebrashca

Nirvana’ya Yükselir Ebrashca

Efendim baştan uyarayım bugünkü yazım çocukların,gençlerin ve özellikle kadınların zihinsel ve bedensel gelişimlerini pozitif yönde hızlıca değiştirip aşırı mutluluk hormonu yayacağından, kendini bi bulutlar üzerinde görmedir,efendime söyliyeyim zaten ben de işi bırakıp Bozcaada’ya yerleşecektim tam zamanıdır, deyip istifa mektubu yazmadır gibi duygularınızı, zamansız tetikleyebilir benden uyarması..

Nirvana’dan bildiriyorum…2 haftadır dünya zevkleriyle bezendim Allah sonumu hayretsin 🙂 Biliyorum uzun süredir bu yazı bekleniyor hadi bakalım…

Geçen hafta cumartesi günü için sevgili mekanist.net‘ten “Çikolata” konulu bir davet aldım. Meşhuuur The Marmara Oteli’nin Tuti Restoranı’nda, the Marmara Chocolate çikolatalarının yapımı ve tabii ki tadımı için bir araya geldik.

Önce Türk Kahvesi eşliğinde Afrika’da kakao bitkisinin hasatının nasıl yapıldığından ,gemilere yüklenip ihracına kadar olan süreyi izledik.Yiyecek içecek Direktörü Nedim Bey ve Bay Rudolf Van Nunen ‘in anlatımı ile tam konuya hakim olacaktık ki kahvelerimiz geldi;

fotoğraf 1 (13)

şu önümde dururken kendimi nasıl verip izledim orası da benim ayıbım olarak tarihe geçsin.

Kahve ikramından sonra oyuncak mağazası gibi görünen choclate shop’a gidip çikolata fiyatlarına ve sunumlarına baktık.(buraya kadar herşey normal)

fotoğraf 2 (15)

Ve ondan sonra filmin koptuğu yere üretim bölümüne indik.Tabii ki bir ameliyathane titizliğinde önlük,galoş ve bonelerimizi giyip bir insanın gerçekten bulunmaktan mutluluk duyacağı sayılı şeylerden birine, yani çikolata üretim bölümüne girdik.Mekanın kokusunu alana kadar “akşam eve erken gitmem lazım Cenkle programımız  var “derken kokuyu aldıktan sonra “amaan yemişim Cenk’i hayat bu işte yaaa..Neyi tartışıyoruz arkadaşım?!?!?” dedim kendime.

Image (14)

vallahi psikolojim bozuldu 🙂

The Marmara çikolatalarının en önemli özelliği,içlerinde kesinlikle tereyağı, margarin ya da palm yağı olmaması tamamen kakao yağı kullanılıyor. Gözünüz kapalı çocuğunuza yedirebilirsiniz.(ya da boşverin çocuğu çoluğu kendiniz yiyin!) tamamen steril tertemiz bembeyaz mermer üzerinde elle yapılan ya da kalıpları %100 insan sağlığına zararsız maddeden yapılan kalıplarla yapılıyor.

Üretim bölümündeki zaman hızlıca geçti,yeniden odamıza geçtik,bu defa tatlı servisi başladı.

fotoğraf (31)

İlk sırada gördüğünüz kubbeyi kaldırıp çevirince içinde çikolatalı vişneli mousse olduğunu görüyorsunuz, alt kısımdaki ise meyve püresi.

Ben seneler önce İsviçre’de bir otel odasında bir meyve yemiştim. Meyvenin dışı grimsi patates görünümlü, içini açınca nar gibi tane tane ama daha cıvık minik toplar olan bir meyve. Tadı tamamen tropikal. Bu arada belki meyvenin orjinal hali daha diridir ama bana gelenin kabuğu biraz büzüşük ve içi bir hayli cıvıktı.Ama lezzeti muhteşemdi ekşimsi bir tat.Ben yıllardır “ya o meyve neydi öyle yaa” deyip dururken sen gel dön dolaş The Marmara’da püre olarak karşıma gelmez mi 🙂 Evet meyvenin adı passion fruit imiş.Ayyy çok cahilsiniz yani şu kadar basit meyveyi bile bilemediniz yıllardır sorup duruyorum.Bizim köşedeki manav Cundullah Abi’ye söyliyim de getirsin bari,akşam çoluk çocuk yer içeriz.

Neyse hemen yan tarafta 24 ayar altın tozu ile yapılmış tartolet (öhömmm yani bunu da yedim ya artık evlerinize gelince kekmiş efendime söyleyeyim un kurabiyesiymiş önüme koymayın zinhar yemem.) ,minik sufle ve the Marmara’nın meşhuuur cherry likörlü vişneli çikolatası yer alıyordu.

Peki ben hepsini yedim mi? Tabii ki eveeeet 🙂 Günün sonunda o kadar yorulmuştuk ki herkesle vedalaşıp sevgili arkadaşım Berry’yle lobideki koltuklara gömüldük.Tam dedikodunun en heyecanlı yerinde lobide canlı müzik başladı çikolata + canlı müzik + puf koltuklar en sevdiklerim birarada derken aklıma dannn diye Cenk geldi:)Artık eve gitme vakti gelmişti ,bizim için hediye ettikleri çikolataları tırtıklamadan pakediyle Cenk’e getirdim.(tamam “yemese de ben yesem diye Cenk’İn ağzının içine girdiğim doğru)

Bu musmutlu günü bize yaşatan sevgili The Marmara Oteli çalışanlarından Ceyda’ya, Taner’e ,Altuğ’a ,Nedim Bey ‘e ,Sabri usta’ya,Rudof Van Nunnen’e ve bütün the Marmara personeline, ve tabii ki bu harika daveti yapan canım mekanist.net’e çok ama çooook teşekkür ederim.

fotoğraf (33)

(İşte mutlu bir Ebrashca ve Bay Rudolf:) )

Harika bir akşam olsun,çikolatadan bile güzel rüyalar görün,yüzünüzdeki aptal gülümseme ile uyanıp yine mi işe gidicez yeaaa deseniz bile en azından bir işiniz olduğu için şükretmeyi unutmayın 🙂 İyi geceleeeeeeeeer 🙂

8 Responses »

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)