Nil’den ; İri ve İnce..

Nil’den ; İri ve İnce..

Bu sabah Gülin bir mail atmış.. Kendisi Nil Karaibrahimgil’in hem sözlü hem yazılı büyük bir hayranıdır.Sözlü: Şarkılarınından ötürü ,yani Nil’in “sensiz nasılım bak bana , gel de bi çorba yap bana, madem öldürdün akbaba olmasın ” şarkısını bile öyle içten söyler ki sanırsınız Orhan Gencabay’dan batsın bu dünya dinliyor, o derece içten ve hissederek söyler..Yazılı : Gazetedeki köşe yazılarından ötürü , sabah ofise gider ilk iş Nil.. Yani burada ben dururken gider Nil’i okur.. Peehh 😉 ( tabii ki şaka Nil’e laf yok , ben de bayılırım kendisine.. ) .

Velhasıl bu sabaha Nil’in tatlı bir hikayesini okuyarak başlamış oldum güzel dostumun sayesinde, buyurun bakalım beğenecek misiniz? ;

NİL KARAİBRAHİMGİL

5 EKİM 2005

 Bir varmış, bir tane daha varmış

Biri olmadan, öbürü olmazmış. Bu böylece yazılsınmış. Bir Rus köyü’nde iki balık yaşarmış. Biri turuncu ve İri. Öbürü korkak ve İnce. Bütün çiftler de böyledir biraz düşününce.

İri sormuş bir gün. ‘Madem bütün bu denizler birbirine bağlı, niye biz seninle sadece bu kıyıdan ötekine yüzüp duruyoruz? Kendimizi bir akıntıya bıraksak, yeni sularda yüzsek, başka balıklar yesek daha mutlu olmaz mıydık?’ Hak verdi İnce. İnceliğinden sırf. Çünkü onun mutluluğu için, İri ve o kıyı yeterlidir. Gerisi hava su değişikliğidir ki, insan bundan beslenemez. Balıklar hiç.

Katıldı yine de, düştü İri’nin peşine. Akıntıya bıraktı kendini. Bunlar beraberce, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını geçtiler. Geçerken eğlendiler. Fakat bir balıkçı, akşam yavrularına balık götürmek için suya ağ atmıştı. Ve bizimkiler farkına varmadan bu ağa takıldılar. Daha doğrusu İri takıldı. İri ya. İnce de sıyrılıp çıktı. İnce ya, bırakıp gitmedi. Hem inceydi hem aşık. Kemirip ağları, kurtardı İri’yi. ‘E, tabi, ben bu ağlara takılacak kadar güçlü kuvvetli değilim, eriyip gidecek gibiyim’ diyerek, onun gururunu da okşadı. Aşkta, en yanlış şeyler bile mantıklı gelir insana. Tabi balıklara da. Çünkü aşk, suyun içinde de aşktır.

Derken, bizimkiler soğuk denizlere kavuştular. Fakat İnce, alışık değildi bu serin sulara ve hastalandı. Pulları dökülüyordu hergün ve gün geçtikçe daha da yavaşladı. Hatta durdu birgün. Atlantiğin ortasında. Ya döneceklerdi ve İnce kurtulacaktı. Ya da tek bedene düşeceklerdi. Çünkü herkesin Küba’ya kadar yüzecek nefesi kalmayabilir. Hele hastaysa. İri, Küba’ya gitmeyi seçmeden önce, biraz düşündü. O düşündüğü süre kadardı sevgisi, ki o da çok sayılmazdı. En başta sıkılan oydu köyün kıyısından. Demek aslında gitmek istiyordu İnce’sinin yanından. Ama bizimki bu durumu anlamadı. Ve onunla Küba’ya varmak için son çabalarla yüzdü. İnsan, sevdiğiyle geçen zamana doyamadığı kadar aşıktır. Balıklar da.

‘İki dakika daha beraber yüzmek, tek başına sağlığına kavuşmaktan iyidir’ bile dedirtir aşk insana. Dedirttiği gibi İnce’ye. İki dakika kadar yüzdü ve öldü. Yukarı doğru çıkarken zayıf gövdesi, kılçıklarına kadar mutluydu ve gülüyordu. Koca bir balina onu yuttu, bunu da biliyordu. İri, tek kaldı ama, suyun ucunda Küba vardı. Var gücüyle yüzdü. İnce’yi unuttu. İnce’yi unuttuğu kötü oldu. Çünkü onlar birbirlerine 5 saniyede bir, nereye gittiklerini hatırlatıyorlardı ve şimdi 10 saniye geçmişti ve katiyen hatırlamıyordu. Ne İnce’yi, ne Küba’yı ne de adının İri olduğunu. İnsana adını başkaları hatırlatır, balıklara da.

O yüzden kayboldu derin sularında Atlantiğin. Ve koca bir balina onu da yuttu. Fakat mucize bu ya, balinanın midesinde İnce’yi buldu. Meğer onları yutan aynı balinaymış, İnce ölmemişmiş, tam tersi midenin sıcaklığında dirilmişmiş. Ama oradan çıkarsa ölücek. İri de oradan giderse, nereye gittiğini ve adını unutucak. O yüzden, artık ikisi de buradalar. Ne fark eder. İnsana sevdiğinin yanı cennettir. Sevmeden hiçbir şeyin tadı olmadığını, bu hikayeyi bilen bütün balıklar bilir. Ya insanlar?

Onlar bu hikayeyi bir şarkıyla bilecekler.

Yaa işte erkek balık ne de olsa düz yani.. İnce’nin hasta olduğunu bile bile aklı Küba’da kaldı.. Keşke direk gideydin de Kübalı balıkçılar senden bi buğulama yapaydı.. Pis..

Neyse , hayatınız boyunca bir eli ensenizde , bir eli yüreğinizde olan , sizinle yanyana yürüyen ,duruma göre önünüzden ve arkanızdan da yürüyen ama asla elinizi bırakmayan sevdiğiniz yanınızda olsun..Tatlı olsun , ince olsun.. Hep olsun..

9 Responses »

  1. ben bu yazıdan çok etkilendim ebrahca,gözümden iki damla yaş aktı,çocuklarımın küçüklüğü geldi aklıma onlara yaramaz piti diye bir balığın hikayesini okurdum bu yazdığının bezeri bir şey ama ben sonunu tatlıya bağlardım çocuklarım çok mutlu olrdu,,,, sevgiyle kal

  2. kimse ama hiç kimse balinayı düşünmüyo.balinada bir balık üstelik aç ne olmuş ince ve iriyi yutmuşsa fena mı olmuş karnı doymuş mutlu olmuş ailesine doğru yüzmüş işte…
    Demekki kıssadan hisse neymiş yüce rabbim kimseyi açlıkla terbiye etmesin. :))

  3. ilahi cenk,haklısın biz balinayı düşünemedik doğru ya onunda doyması lazım ,aslında karnını doyurmak için onları yutmamış, iri ve incayi koruma altına almış..:))

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)