Ne romantiksin sen Venedik :)

Ne romantiksin sen Venedik :)

Bugün rotamızı Venedik’e çeviriyoruz..Burası  bambaşka bir dünya sanki..Tam bir romantizm şehri..

 

Milano’da kaldığımız 4 günden birinde günübirlik olarak trenle  Venedik‘e gittik.Milano ‘de dev bir tarihi tren istasyonu var ,Venedik’e 2 saat 10 dk. süren bir yolculukla gidebiliyorsunuz.Trenler çok ama konforlu , 2. sınıf bilet fiyatı birinci sınıf biletin yarısı kadar ama kesinlikle konfor aynı…Çekinmeden ikinci sınıf alabilirsiniz.Bilet fiyatı kişi başı tek gidiş 45€ kadardı, (birinci sınıf bilet ise 90€ ,sanırım yemek servisi olduğu için bu kadar fiyat farkı var.. )

Tren yolculuğu çok rahat,yeşillikler arasında hoplayıp zıplayan kuzuvari hayvancıkları izleyerek gidiyorsunuz.Mümkünse yolculuğunuza eşlik eden kişinin ( ki bu benimkinde sevgili eşim Cenk oldu ) Mp3 çalar ya da kulaklığını kırın ,bozun birşeyler yapın..Sonuçta kuzuları izle izle yol bitmiyor..2 saat 10 dk. sonunda Santa Lucia‘da iniyorsunuz..İstasyondan çıktığınızda ,hani Türk filmlerinde İstanbul Haydarpaşa tren istasyonunda inerlerde uzun ve geniş merdivenlerde durup bakarlar ya,heh aynı merdivenlerden burada da var..Vaaaay Venedik burası demek kiii , sen mi büyüksün ben miii Venediiik?! derken aslında oranın Venedik olmadığını anlıyorsunuz 😉 Çünkü yolculuk henüz bitmedi oradan deniz yoluyla San Marco’ya gideceksiniz..

( Evler ,oteller ve restoranlar arasında San Marco’ya gidiyorsunuz.)

Santa Lucia ve San Marco arası 20-25 dk sürüyor ama deniz yolculuğu çok zevkli geçiyor.Buarada deniz yolculuğu tek gidiş kişi başı 6 € .

Venedik tamamen sular altında kalmış çok farklı bir yerleşim .Evler arasında kanallar ve geçiş sağlayan  minik köprüler var..

Feribottan indiğiniz an bambaşka bir dünya olduğunu görüyorsunuz. İndiğiniz yerde yan yana dizilmiş gondollar , lacivert beyaz badileri ,şapkaları ve sarı fularlarıyla gondolcular sizi karşılıyor:) Bu yakışıklı ve sempatik gondolcularla fotoğraf çektirmek isterseniz fiyatlar 10 dolardan başlıyor?! ( Herkes yolunu bulmuş valla 😉 )

İnce dar sokaklardan geçerek San Marco meydanına ulaşıyorsunuz ve bütün ihtişamıyla San Marco katedralini görüyorsunuz.

Bu resimde de bütün ihtişamıyla " bizi " görüyorsunuz ;) )

(Bu resimde de bütün ihtişamımızla bizi görüyorsıunuz 😉 )

Venedik’in sembollerinden olan bu meydan da insanlarla birlikte bol miktarda güvercin de görebilirsiniz 🙂 Gökten güvercin yağmış sanki..Maşallah bütün fotoğraflara da eşlik ediyorlar..Meydanda açık denize karşı ( bu kısımda sular  gayet temiz) yemek yiyebilir ya da kafelerde dinlenebilirsiniz..(Buarada soğuk içeceğinizin yanında ikram ettikleri bol çiğ soğanlı ve yumurtalı jumbo zeytinleri görünce öğürmeyin çok ayıp ,nazikçe geri götürmelerini isteyebilirsiniz 😉 ) (Beni tanıyanlar yumurtaya karşı olan hassasiyetimi iyi bilirler..pek severim böğk ..)

San Marco meydanına sırtınızı verecek şekilde ilerlediğinizde yine ince dar sokaklar arasında gezinize devam edebilirsiniz.Kanallar arası gondol gezisi yapabilirsiniz. Gondol gezisi 80 € ,eğer isterseniz diğer turistlerle birleşip bir gondol kiralayabilirsiniz. Gerçi konu turizm olunca Avrupalıdan da nezaket beklemek yanlış, fiyat biraz daha yükseliyor ama idare edin artık 😉 Buarada sular bulamaç gibi koyu kahverengi, üzerinize sıçramamasına dikkat edin 😉

Venedik dar sokakları birbirine bağlayan köprüler ve şirin dükkanlarla dolu.

(Sadece deri eldivenler satan harika bir dükkan)

Bol miktarda hediyelik eşya dükkanlarına ve butiklere rastlayabilirsiniz.Bu arada sevgiliniz ortalıktan kaybolursa bilin ki Orjinal Ferrari ürünleri satılan (t-shirt, ayakkabı,krampon vs..) Ferrari mağazasındadır..  Siz bu sırada minik dükkanlardaki camdan yapılmış el yapımı meleklerden seçiyorsunuzdur 😉 (Küçük bir bilgi daha ; Burada satılan hediyeliklerle Santa Lucia’da trenden indiğiniz yerdeki hediyelik eşyacılarda aynı şeyler satılıyor fakat Santa Lucia’da fiyatlar yarı yarıya düşüyor..Bunu da bayağı alışveriş yapıp trene dönmek üzere Santa Lucia’ya döndüğümüzde tren saatini beklemek için vakit geçirirken farkettik 😉 ) Cam objeler, Pinokyo’nun tahtadan türevleri, kalem ,magnet, kukla,bebek vs.. gibi..Venedik’in sembollerinden olan maskelerden hatta maske şeklinde objelerden , alçıdan yapılmış biblolarından ya da magnetlerinden de her yerde bulabilirsiniz…

Orjinal maskeler çok güzel ama tabii bavulda perişan olabilir..Tabii gel bunu Gülşah’a anlat.. Sipariş ettiği maskenin küçük olanından getirdik diye demediğini bırakmadı , hala sitem ediyor ..

(Bir daha gidersem bunlardan alıcam O’na 😉 )

Normal şartlarda Venedik’te en az bir gece kalınıp çok yakında bulunan Murano ve Burano adalarını da ziyaret etmek gerekir,bizim vaktimiz olmadığından gidemedik ama mutlaka görülmesi gereken yerler..Bu adalardan özellikle Murano cam sanatıyla ünlü.El yapımı camdan minik objeler ,dekoratif cam eşyalar cenneti bir yer..Bu ürünlerden tabii ki Venedik’te de satılıyor ama yerinde görmek ayrıdır herhalde 😉 ..

Venedik iyice sulara batmadan mutlaka gidin görün derim..

Yarın Ljubljana/ Slovenya’dayız.. Bakalım kahramanımız şaşkın Ebrashca neler yaşamış 😉

Hepimiz için harika bir hafta olsun , çat telefon heyecanlı haberler sizi bulsun 😉

One Response »

  1. Ya şimdi minnacık, kağıt gibi incecik maskeyi getirirsen “ee n’apiyim ben bunu?!” diye bi soru oluşuyo kafada ister istemez, bi’ dahakine birazcık daha özveri lütfen. Saygılar..

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)