Geçmek Bilmez Davulcu Sendromu

Geçmek Bilmez Davulcu Sendromu

Aslında benim bu davulcu arkadaşlarla pek bir derdim yok. Yani ellerinde davulla dolaşırken görsel olarak , atalarımız,değerlerimiz vs.. vs..miz şeklinde düşününce sevimli bile gelebiliyorlar.. Ama alışamadım.. Yok olmıcak.. Yüsek sesten nefret ederim,korkarım ve anguta bağlar bir süre hareketsiz kalırım..Gecenin yarısı çift sesli çalarak geliyor ya dım bıdı dım bıdı, şeytan diyo kalk, camdan yarı beline kadar uzan, kendinin bile tanıyamayacağın iğrenç bir sesle çemkir sahur saati!

“Alllaaaah cezasını vereesiceee!! kes şunuuuu!!!!!” Ardından da terlik, abajur, yastık eline ne geçirdiysen fırlat kafasına!!

Yok kafaya koydum arife günü evden çıkmayıp bahşiş almaya gelmesini beklicem ,hele bi çalsın kapıyı..

Aaa öyle kapıdan olur mu buyrun bir Osmanlı Şerbeti ikram edeyim diyecem,

Yok abla niyetliyim derse , olsuuun termusa kor yanına veririm kardeş dicem,(yani beni öyle Ebrashca gibi değil  de Türk Filmlerindeki Mürvet Sim gibi hayal edin )

içeri girdi mi de o davulu kafasına geçirip , önce kendisini arkasından da davulunu camdan atıcam!

s-photo_009 (1)

Bu ara planım bu..(Adam bi de kapıya gelirmiş şu yukardaki cesur kuşun yarısı kadar küçülüp halının altına saklanırım herhalde..)

Aslında bu davula olan tiksiyatım taa çocukluğuma dayanır..İlkokul sıralarında baleye gitmeyi istemiştim.. Annem de sağolsun “ben sana şimdi nerden bale kursu bulayım” deyip , içimde kalmasın diye (!) beni kaptığı gibi okuldaki folklöre yazdırmıştı..

Hayır çok istiyosan sen kendin git benden ne istiyosun..Sonuç olarak tek hayalim , minik pıtır toz pembe balerin kıyafeti giyip popomu sallaya sallaya provalara gidecektim, sahneye çıkmadan önce kaprisler yapıp annemi rezil edecektim..

Ama kadere  bak ki, folklöre giderek 80 kat kıyafetleri üst üste giyip, önden astarı, yok cepkeni ,yok demirden  kemeri..Kafamıza bordo bir fes onun üzerine de yemeni sararak sadece kaşık kadar bir surat ve çipil çipil bakan gözler olarak ,bir örnek sahneden haydaaaa hoppaaa diyerek Artvin yöresini eda ettik..Hayır işin kötüsü performansım iyiydi ve Allahın cezası yeteneğim sayesinde halay başıydım?!

Yani istesem olmazdı emin olayım..

Sahur davulcusuyla çocukluğumun folklör ekibi ne alaka demeyin..1 sene çalışıp , 23 Nisan ‘dan 2 hafta önce sevgili öğretmenimiz Nurdan Teyze (aynı zamanda canım arkadaşım Şahap’ın annesi ) salona davulcu ve zurnacı getirmişti.. Zurnacının yanakları kurbağa gibi bir şişiyor bir iniyor züttürü züttürü, bir ses salonun içi bangır bangır.. Davulcuyu söylemiyorum bile o vurdukça anneme saydırıyorum,içimden geleceğime ağlıyorum..Çünkü benim o saniyelerde parmak ucunda pıt pıt yürüyerek bir havalar bale figürlerimi çalışmam gerekiyordu..

1006225_480872392009716_676102047_n

(Bu surata nasıl kıydın a kadın?? )

Velhasıl benim folklör maceram bir yıl sürdü.. Gelecek sene devam etmedim tabii ki..Ama annem bu folklör olayını o kadar çok içselleştirdi ki yakın zamana kadar folklör kıyafetlerim sandıklarda bir yerlerde saklıydı..Neyse ilerde benim de çocuklarıma gösterecek bir grupkıyafetim olacak.. “Bak yavrum bu belimi sıkıp canımı yakan demir kemer, bu omuzlardan kasan ne işe yaradığı belirsiz cepken , bu da şalvar .. İşte ananız böyle çileliydi yavrularım.. Yaşıtları koşup oynarken O sahnelerde çile çekiyordu..”

İşte böyle bir gıcık hallerdeyim sanırım şu aralar üzerimde olan kara bulutları defedecek yer arıyorum.. Saatine göre bu bir davulcu, bir arkadaş ya da bir yakın tanıdık olabilir (yakın tanıdık =Cenk)

Lezzet dolu yemeklerle, en sevilen dostlarla ,kahkalarla ,mutlulukla dolu bir haftasonu olsun.. İyi tatilleeeeeeer : )

5 Responses »

  1. Pingback: Google Aramaları -11 | Küçük Şirin Mutluluklar

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)