Doğuma Gider Ebrashca :)

Doğuma Gider Ebrashca :)

Her normal bebek gibi taa en başından 9 ay 10 gün olarak planlanmış olan tahmini varış tarihi, sevgili DilaKız’ın 17 gün erken gelmesiyle 23 Temmuz gecesine denk geldi 🙂 Çok keyifli, çok mutlu bir hamilelik dönemi geçirmiş olmama rağmen doğumdan bir hafta önce annemle kayınvalidem pür neşe bebeğin dolaplarını yerleştirirken -hormonlardan olsa gerek-  içimi bir hüzün kapladı. Durup dururken başladım hüngür şakır ağlamaya;

– Hüüüü siz biliyo musunuz benim içim çok kötü 🙁 Şimdi bebek gelecek ben nasıl tutacam onuuu, hiç hayatımda bebek tutmadım, ağlıcak sabahlara kadar cırıl cırıl, katılacak, moraracak, kıhlıcak n’apıcaaaam been beeeeğğğğğğğğğğğğğ  (sanki dersin eve çıngıraklı yılan alıyoruz, evcilleştirecez.)

İki annem de  beni hiç sallamadı, hatta kendi öz anam ; “bebeği nasıl mı tutacan?? Kedi gibi ensesinden tutarsın hah hah hah alemsin Ebooooş” dedi.

Hiç gülmedim.

22 Temmuz günü bana bir enerji geldi. Sabah erkenden kalktım bir tabur annemle tartıştım, sonra dışarı çıkıp annemin eviyle mesafesi bir hayli olan pazara kadar tek nefes gidip döndüm. Hatta yolda teyzemi arayıp uzuuun uzun annemi çekiştirdim -gerçi kendisi toz kondurmadı gardaşına ama olsun ben enerjimi boşalttım- . Tabii insanlık için küçük ama 9 ayı dolmuş bir gebe için çoook büyük ve zor bir iş yapıyordum temmuz sıcağında. O gün 5 öğün yemek yedim. 9 ay boyunca sadece 9 kilo alıp, son gün aylarca iştahsızlıktan yemediğim kadar yedim.

Annem – eboş iyi misin ? daha yeni yedin kızııım?? diyerek dehşet içinde beni izliyordu. Akşam iş dönüşü çocuğumun babası olan Cenk beyfendisi beni aldı ve döndük, evde akşam yemeğimi de duble porsiyon yiyip yarım karpuzu (aynen) mideme indirdim ve kış uykusuna yatan çakallar gibi odama çekildim. E anca sindirirdim.

img_2628

(evin en güzel odası : Mutfak! )

Gece yarısı 01:30 gibi suyum geldi. Ne ağrı, ne sancı ooh o kadar mutluyum ki işte anasının kızı erken erken gelsin işimize bakalım. Zaten sezaryen olacaktık ne farkeder en azından kendi istediği zaman geliyor. İvedilikle Cenk’i uyandırdım:

Ben: Cenk!! Uyan! Süpriiiiiiz hoş geldin Dila Bebeeeek!!

Cenk: Nee??

Ben: Galiba suyum geldi Bebek geliyo!! Kalk hadiiii

Cenk: Yok Ebrashca ne bebeği, gelmez o şimdi yat yat gelmez daha gelmez.. (gelmez gelmez diyo yaaa!!)

Bi sure sonra Cenk olayın ciddiyetini anladı ve hemen üstünü giymeye başladı. Ben o kadar mutluyum ki pır pır kelebek gibi uçuşuyorum evde. (canım yazııık, o an daha başıma geleceklerden henüz haberdar değilidim tabii ) Hastane valizim çoktan hazırdı ama son anda aklıma en önemli eşyalarımı henüz koymadığımı farkettim. Hemeeeen saç düzleştiricimi ve aynamı attım valize, unutsaydım ne yapardım maazallah! Artık hazırdım, Cenkse bir yandan giyinip bir yandan “Öbroşkoooo doktoru ara, kimliğini de al emi unutma, SAKIN PANİK YAPMAAA!! gibi bağırıp sakinliğini (!) koruyordu. Hemen arabaya bindik ve naniii naniii beni hastaneye yetiştirdik. Hastaneye girer girmez beni tekerlekli sandalyeye aldılar. Hemşireler hastabakıcılar bir telaş halindeydi bense  hala o kadar mutlyum ki, hemen cırt diye kesecekler karnımı ( ay ne hooş ) ve minik tırtılım kelebek olup çıkacaktı dışarı. (Poliyannalığın dibi, heykeli dikilesi dağlar kızı Heidi’ likte son noktaydım)

img_2632

(o kadar basit değil miydi ki?? Hı??)

Odamıza yerleştik, annemi artık arayabilirdik, özellikle annemi ben aramak istedim ki sesimi duyunca ağrım sancım olmadığını anlasın, telaşlanmadan gelsinler diye.

-Alooo anneciiiiim!! Ehi ehi biz hastanedeyiz ehi suyum geldi ehihihi hadi gelin hihihi (hayır extra pozitif davranmaya ne gerek vardı onu anlamadım, e bu konuşmadan sonra annemle babam da hula hula dansıyla gelmediler tabii ki, sonuçta ortada – bir tek benim anlayamadığım- ciddi bir durum vardı.)

Acildeki doğum doktoru, benim doktorum henüz yoldayken çatı muayenesi yapması gerektiğini söyledi.

-Ayy doktor bey siz iyi misiniz, beni kesseniz ben yaptıramam o çatı muayenesini zaten benim kendi doktorum gayet iyi bilir ki ben katiyen……

Doktor “siz bilirsiniz” deyip beni odama postaladı. 5 dakika geçmeden kendi doktorum Kenan Bey aradı yolda olduğunu işi zorlaştırmamam gerektiğini tane tane bi gerizekalıya anlatır gibi anlattı. Bu arada hemşireler gidiyor ebe geliyor, yok ben nuh diyorum peygamber demiyorum. Yaptırmam da yaptırmam. Ben yine pür neşe işin ciddiyetini büyük bir inatla reddederken birden bire sol kalçamdan kasığıma doğru tuhaf bir teğetle ağır bir sancı hissettim. Ehi ehi yok canııım bu doğum sancısı olamaz derkeeeen bir kez daha… Ve bir kez daha… Aynı sancı araları sıklaşarak ve artarak devam ettikçe hastaneyi ayağa kaldırdım. Hemen ameliyata alınmadığım için söylemediğim laf kalmadı. Meğer çatı muayenesini reddettiğim için bunlar gelmiş başıma, bebeğin tam olarak hangi noktada olduğu belli değil, erken doğum bu, bebek doktoru henüz hastanede değil o nedenle sabaha karşı alacaklar bebeği. Dolayısı ile baştan planlı olan sezeryan doğumum, gayet net bi şekilde normal doğum gibi sancılarıyla gümbür gümbür geldi. Sabaha karşı ameliyat saati geldiğinde beni ameliyathaneye alırlarken

-Doktorum nerdeee!! -Kenan Bey’i görücem  çabuk çağırın nerde Oooo!! derken Kenan Bey’in sesi geldi.

-Ebrar Hanım ben burdayım, lütfen rica ediyorum sakin olun ve artık nefes alın. 5 dakikadır nefes almıyorsunuz !!!

de-di?! Zaten arkadaşlar sizin yüzünüzden zor durumda kalmış! (ay afedersiniz kendilerini demotive mi etmişim!!)

Tam anestezist kişisine cırlıyordum kiii hooop gerisini hatırlamıyorum.

img_2629

Duuur dur anlatacam dahaaa

Uyandığımda odamdayız  annem başımda, doktorumsa Cenk’e fısır fısır bir şeyler anlatıyor. Bir şeyler ters gidiyor farkındayım ama takatim yok sormaya. Hiç bir şey bilmek istemediğim gibi bebeği de göresim yok. Zavallı ben canımın derdine düşmüşüm tek derdim eve gitmek. Meğer ameliyathanede başıma neler gelmiş. Benim mesanem ile rahmim birbirine yapışıkmış. Yani 33 yıllık insanım bunu bilmemem ve aylarca ultrasonda görülmemesi çok ilginç. Bu sebeple bir de sevgili mesanem ve değerli rahmimi birbirinden ayırmak için ikinci bir ameliyat geçirmişim. Bu kadar ağır sancı bundanmış. Bebek yola giremiyormuş. Yoksa hiç bir doğumun ilk başında bu kadar ağır sancı olmazmış. Eee boşuna krize girmedik yani dohtur beeeey!

img_2630

Annem : Ebrar baaaak bebeğin geldi, hadi aç gözünüüü.

Ben: İstemiyorum görmek, hadi annecim evimize gidelim 🙁 hüüüüüü … ağlıyorum bir yandan. Derken hemşire kucağıma bir “şey” bıraktı. 2 minik göz çipil çipil bana bakıyor.

– ne kadar canım yandı biliyor musun Dilaaaa hüüüüüüü, neler olduğunu anlatamam sanaaa hüüüüü  (bir yandan ağlıyorum.)

Dila gözlerini kırpıştırıp “gııığğ” dedi. Yani ” abartma anneee hallederiiiz” di bu. Böylece kızımla tanıştık, eminim içinden “annem bu sanırım, daha tanışmadık bile kadın şikayete başladı, çattık ” demiştir. Sonunda tanışmıştık… “Kedi gibi ensesinden” tutmayı planladım miniğimi öyle güzel kavrayıp tutmuştum ki kimselere bırakmadım bile. DilaKız’la birlikte hayatımızda çok şey değişti en güzel sesler gaaa, guuu ve pırt oldu. Bundan sonra ki hikayelerim çokça bebek kokulu olacak, şimdiden biriktireyim anılarımı ki kızıma güzel hatıralarım kalsın. Herkese mutlu geceler, uykusuz anne babalara şimdiden kolaylıklar diliyorum. Uykusuzluktan şikayet etmeyip uyuduklarınıza sayın diyorum, parti başlasııııın 🙂

21 Responses »

  1. Ebrar Hanım sizi instagramdan takip ediyorum yani insta olmasa unutacaz 🙂 lütfen kızmayın bana yazılarınızı çok özledik daha sık yazın nolur 🙂 bu arada allah analı babalı büyütsün Dila bebek şansıyla bahtıyla gelmiş olsun 🙂

  2. Her zamanki gibi harika bi yazı olmuş 🙂 heykeli dikilesi dağlar kzıı heidi :))))))) gerçekten seni tebrik ediyorum ebraşka yaa nasıl buluyosun bu benzetmeleri :))

  3. Annelik doğuştan var hepimizde 🙂 ben bütün hamileliğim boyunca ağladım nasıl tutucam nasıl sevicem diye ama kucagıma aldığım an o büyüyle gerisi geldi. Bahtı acık olsun Dila bebeğin 🙂

  4. Bir yazını da gülmeden okuyayım ya 🙂 öyle içten, öyle bizdensin ki, bizim ifade edemediklerimizi sen obambaşka açılardan değerlendirip yazıyorsun, pozitifliğin, hayata bakış açın bambaşka yüzümü güldüren kadın sen hep yaz 🙂

  5. doğum yapana Allah yardım etsin. Her türlüsü zor gerçekten zor ama siz o kadar içten anlatmışsınız ki hem güldüm hem hüzünlendim çok tatlısınız , Allah evladınızı mutluluğunu göstersin süresiz 🙂

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)