Abimin kedisi..

Abimin kedisi..

Yaradılış itibarı ile ,böcekten,örümcekten,karanlıktan,mezarlıktan ,köpekten ve kedilerden korkarım..Daha doğrusu korkardım..Taa ki  şu yukarıda masumca uyuyan tatlı şeyi tanıyana kadar..Geçtiğimiz yaz abimlerin düğün telaşı annemi sardığı sırada abimle Aylin bu şirin kediciği yavru halde bulmuşlardı…Annesini ve kardeşlerini köpek parçalamış ,kendisini de- Allah ömür yazmış ki -perişan halde de olsa nefes alır halde bulmuşlardı..Veterinere  götürüp bakımını filan yaptırmışlar ,bakıma muhtaç olduğu için annem onca yoğunluk arasında  birkaç günlüğüne de olsa evde bu miniği misafir etmeyi kabul etmişti.İlk günler o kadar cılız ve sağlıksızdı ki ama sonra ,özel mamalar ve aile sevgisi sayesinde kendine gelmişti..Aman ne oyunlar ,ne maymunluklar..Buarada kedi kucaktan kucağa dolaşıyor ,iş çıkışı anneme uğradığımdaysa zavallı kedicik aynı ilgiyi benden de bekliyor,kucağıma zıplamasıyla çığlık kıyamet yere çalınması bir oluyordu…Tabii aynı anda annem ,babam ve Gülşah gözlerini kısıp son derece cani gözlerle bana bakıyorlardı..Ve eminim içlerinden ” evine nezaman gideceksin acaba???!!” diye soruyorlardı..Buarada tabii zaman geçti ben de ısındım kediye,hatta sevmek istediğim zaman -hayvanseverler kızacak ama – Gülşah’a kedinin kollarını ,bacaklarını ve özellikle ağzını tutturup işaret parmağımla sever olmuştum..Daha sonra abim kediciği alıp yeni evine götürmüştü,tabii evde bir boşluk..Neyse düğün haftası geldiğinde kedicik eşyalarıyla beraber geri geldi ,(bilmeyenler için söyliyeyim maması,kumu,plastik tuvaleti,kum küreği,oyuncakları vs.. en az sizin kadar eşyası var yani..) artık onu sevmeye iyice alışmıştım, aynı dönem Cenk’in iş seyahati olduğundan ben de seve seve annemlerde kalıyordum..Sabah işe gitmek için hazırlanırken sürekli peşimde dolanıyor ,-sanırım dişi olduğundan – genellikle Gülşah’ın aynı dolapta bir arada bulunan zilyon tane çantasının arasında oturup makyaj yaparken beni izliyordu..(Belki de makyaj malzemeleri ilgisini çekiyordu..Ne de olsa 1 hafta boyunca Gülşah’ın koynunda moda dergilerini incelemiş,bilgisayarda moda bloglarını okumuştu 😉

(Pisicik kendine Prada ayakkabı seçerken.)

Düğün haftası olduğundan ev o kadar kalabalıktı ki zavallı kedicik kalabalıktan sıkılıp sürekli ortalardan kayboluyor,en olmadık yerlerde ortaya çıkıyordu..İşin kötüsü emanet diye herkes üzerine titriyor,her önüne gelen “aman esirgemeyelim yesin “diye mama,kedi bisküvisi veriyor,azıcık kaybolsa “acaba pencereden mi düştü” diye panik halde maaile aranıyordu..(Bi de “pisi pisi “deyince gelmiyor,abim de kendi gibi cool yetiştirmişti..) Dışarıdan eve her gelen, önce kediyi soruyor ,babam bile akşam gelirken eli kolu oyuncak dolu geliyordu..Buarada ben iyice alışmıştım ona..Artık kucagıma alabiliyordum ,gerçi ani hareketlerinde yine çığlık kıyamet bi alaşağı yapıyordum pisiyi ama artık okadar olacaktı değil mi?Balayından dönüşte abim ve Aylin geldiler ve acımasızca aldılar kediyi..Pisicik geldiği gibi eşyalarıyla gitti.. Tabii hepimiz üzüldük..

Aradan bir süre geçti abimlere gittik, tabii Aylinle Abim kadar kediciği de özlemiştik (tamam kediyi daha çok özlemiştik 🙂 ) Amaaan kedi büyümüş,palazlanmış bize bakmaz olmuştu.İlk geldiğinde korkudan titreyen ,cılız gitmiş yerine ” ahh bunlarda nerden çıktı şimdi ,ne güzel belgesel izleyip atalarımı görecektimmmiyaaawww ” diyen bi nankör gelmişti..Hatta alınıp “bu kediyi böyle siz yetiştiriyorsunuz “diye gömrümcelik taslamıştım : ))Kesin öğretmişler ” yavrum halan gelince tısla ,hatta ısır!” başka türlü olamazdı ..Olurdu aslında ,kediydi ve özünde nankördü..

                        (pisick artık Tarabya sosyetesine karıştı )

N’apalım yerinde mutlu olsun yeter..

Sonuçta ben bu kediye alıştıktan sonra ; kedilerden ,özellikle Sema’nın psikopat bakışlı kedisinden (Sema  valla kızma hayatım ama seninki öyle koltuk arkalarına saklanıp sinsice baktığında ,sana ne kadar tatlı geliyorsa bana da okadar korkunç geliyordu! ),köpeklerden, sokak kedilerinden korkmaz oldum..Resmen korkumu yendim ve bu minik şey sayesinde oldu..(Gerçi karanlık ve mezarlık gibi korkularım devam ediyor ,bu korkularımı abime borçluyum ,onu da ayrı bir postta paylaşacagım.) Korkuların üstüne gitmek en doğrusuymuş meğer…1 yıl önce bana, bir kediye taparcasına bağlanacaksın deseler inanmazdım..Artık sokak kedilerine ve köpeklere daha bir farklı bakıyorum..En azından köpek görünce yolumu değiştirmiyor,kaldırımdan yola atmıyorum kendimi….Bu benim açımdan çok büyük bir gelişme..Herşeyi bu pisiye borçluyum..

İşte böyle..Kedicik abimi görünce,kucağına atlayıp gırrrrr sesler çıkarıyor,nasıl huzurlu nasıl mutlu..hepiniz en az onun kadar mutlu olun ve rahatça uyuyun bu gece..İyi geceleeer 🙂

One Response »

Yorumlarınız benim için değerlidir ,okunası ve üzerinde düşünülesidir ;)