Evde Bebek Telaşları

Evde Bebek Telaşları

Mesanem (idrar kesesi) ve rahmimin 33 yıldır ayrılmaz bir ikili olduklarını ve doğumda ameliyat ile ayrıldıklarını bir önceki yazımda yazmıştım. Ameliyatım sebebi ile bana sonda takılmış ve hastanede fazladan 3 gün daha yatmıştım.

3 gün sonunda, ben, bebeğim ve sondam taburcu olmuştuk. Bebeğim annemde, sondam ise benim kucağımda evimize gelmiştik. Bu işte bir terslik vardı, eve dönüşümüz hiç de hayal ettiğim gibi olmamıştı ama sağolsun annem ve kayınvalidem -super ikili- bana evde de prensesler gibi bakmaya başlamışlardı. Aynı hafta  bütün en sevdiklerim koşa koşa bize geliyor, gece gündüz evimiz boş kalmıyordu. Cenk babalık iznini bitirmiş artık işe başlamıştı. Bense daha önce ne kadar büyük konuştuysam hepsini biiir bir yemeğe başlamıştım. Bebek gaa dese anlatıyor, guu dese not alıyordum. Cenkse günlerini sık sık bebeği kucaklayarak, minnacık sabiyi öpüp mıncıklayarak hatta hoppala kızıma, haydiii hoooopp CanKuzuuuuu diyerek bağırış çağırış geçiriyor, daha 10 günlük bebeye 4 yaşında çocuk muamelesi yapıyordu.

A-father-touch-pat-a-cake

 ( hazır mıyız Cankuzuuuuuu işte başlıyoruuuz!!!! )

Korktuğuma uğramıştım, evet Cenk’e babalık gelmişti. Yavrumun babası Cenk gün içinde sürekli bir ihtiyaç var mı diye arıyor, siparişlerimizi alıyor, minik bir şey bile istesek koliyle alıp eve yığıyor, akşam eve geldiğinde özellikle eldiven envanteri tutuyordu. Bütün gece boyunca ;

Cenk: Hiiiii!!!! İnanmıyorum!! Bunun eldiveni çıkmış Öbroşkoooooooo!!!

Cenk: Ebraşkaaaaaa buraya koş!!!! (nereye koşayım Cenk?! Altımda sonda var!) Eldivenin teki yok!!!!!!!!

Cenk: Bak yine çıkmış!

Cenk: Yok abi biz beceremicez bu işi, Öbroşkoooooooo eldiven yok yine!

Yine Cenk: Ben gideyim buna bir kaç kutu eldiven alayım. (al al tabii 100’lü eldivenler var onlardan al, bir ömür taksın bebe)

b0f17ab378b9c4d64d3fe1260dac1129

( conuum conkuzuuuuu bobosunun conuuu )

Bense genel olarak günlerimi emzirerek ve ağlayarak geçiriyordum. Artık yavaş yavaş yürümeye başlamış, kendi kendime oturup kalkar hale gelmiştim. Sadece sonda canımı yakıyor bir an once çekip çıkarmak, kurtulmak istiyordum. Günler sonra sondayı çıkarmak üzere hastaneye gittik. Bütün gece korkumdan hiç uyuyamadım. Sondayı çıkartırken çok acıcak mı? Canım yanacak mı? Bana bişey olursa bebeğime kim bakar? falan derken sabah bir telaş kalktım kederimden şarkı söylüyorum;

-…. hay ben ölem toprak atın üstümeee… üstümeee…üstümeee…

Cenk bir hışım bebeği elimden aldı ve ” Ebrarcım iyi değilsin, sana ne yapsak acaba?”

Ben: -Bence önce beni bayıltıp şu sondadan kurtaralım sonra da beni tatile gönderelim. Hı ne dersin?? Gülin’e gitsem Bodrum’a… vallahi bişeyciğim kalmaz benim, enerji toplar geri gelirim.

smiling-animals-4

( ehi ehi ne iyi fikir di mi? Gözlerimin morluğu uykusuzluktan diil yapısı böyle. )

Cenk: Hayır Ebrarcım, tatile eylülde hep birlikte gidecez, ayrıca Gülin zaten Ekim’de gelecek bol bol hasret giderirsiniz. Hadi şimdi hazırlan hastaneye gidiyoruz.

Aman iyi be.

Hastaneye gidişimiz,  uzun zaman sonra Cenkle başbaşa ilk “sosyalleşmemiz ” ve benim evden ilk çıkışımdı. Doğumun üzerinden 10 gün geçmişti. Sondamdan dolayı arada olan bebek kontrollerine Dila’yı annemle Cenk götürdüler, ben ve sondam hep evi bekliyorduk.

Sondayı çıkarma operasyonu hiç de sandığım gibi kara yaslara bürünülecek cinsten değildi. Önce üroloji doktorunun eline yapışıp, “aman doktor bey benim canım pek tatlıdır …..” filan gibi açıklamalar yaparken zaten adamcağız pıt diye çıkardı, şampiyonsun doktor amcaaa!!

11375737_325460950910854_1374595093_n

(Dilaaa gördün mü bak hiç acımadı, öp anacığını geçmiş olsun de 🙂 )

Arabada sürekli bebekten bahsettik, daha gülmeyen konuşmayan, tepki vermeyen, sürekli uyuyan ve uyanık olduğu her saniye cırıl cırıl ağlayan “evladımızın” konuşulacak anlatılacak neyi vardı hatırlamıyorum ama biz bütün yol konuşacak bir şeyler bulmuştuk.

Evet bebekler ile ilgili hiç bir şey bilmiyor, internetteki laf kalabalığına asla uymuyor sadece gerekli olan zamanlarda -önce ya anneme ya tecrübeli arkadaşlarıma soruyor son şans internete bakıyordum. En son bakımını gördüğüm bebek benden 7 yaş küçük olan kuzenim Gülşah olduğunu düşünürsek (kendisi şuan 26 yaşında), aslında halim pek de iç açıcı değildi.

Örneklendirecek olursam;

Minik bebeği giydirirken sıkıntılandı, mızıklandı tam kafasından geçiriyordum ki aklıma dahiyane (!) bir fikir geldi :

Kendimi saklayıp Ce-eeeeee dedim ki oyunla hemen giyer belki diye. Sonra tekrar “Ce-eeee”  ve tepki Alana kadar bir daha… Akıllı kızım benim, yüzüme baktııı baktııı ve çatlarcasına cırlamaya başladı?! Ee “Cee” yapınca gülüşüp giymesi gerekmiyor muydu?? (Cee için 5. ayı beklemem gerekiyormuş )

1b506797d064b9ace5c386d686160a1d

( şimdi mi söylenir bu?? )

Yüzyıllardır bilinen gerçeklerden biri olan “piş piş piiiş” diyerek uyutma olayı ise tam bir faciaydı, bebek bu makamı sevmiyor, poposuna vurulmasından hoşlanmıyor, sadece sakince kucakta sarılarak uyumak istiyordu. Senin ana olarak kolların kopmuş, ağırmış umrunda bile olmuyordu. Ah yavruuum anacığına bunları mı reva görüyorsun?

Gerçi şuan bebek 6 aylık olmasına ragmen ninni olayında hala sorun yaşıyorum. Cenk 3. şarkıda kuzuyu uyutmayı başarıyor. Annem desen daha birinciyi bitirmeden çocuk derin uykuya geçmiş oluyor. Peki ya ben:

-Piiiş piş kayıkçı

Kayıkçının böreği

Pıt pııt edeer yüreği

Yedii tüm börekleriiii

(üstünü çizdiklerim yanlış kelimeler.)

Doğrusu:

Fış fış kayıkcı,

Kayıkcının küreği

Hop hop eder yüreği

Akşama fincan böreği

(aman benimkinin yanlış hali bile daha anlamlı bu ne be? )

İşte böyle haller içindeyken günler hızlıca aktı geçti. Bebeğe, bebekli hayata, pusete, zıbın, biberon ve Cenk’e  çoktan alıştım. Hepinize fış fış kayıkçı kadar rahat bir gece diliyorum. Hayat kayıkçıya güzel, iki kürek çek gel fincan böreği hüplet reva mı ?? 🙂

Doğuma Gider Ebrashca :)

Doğuma Gider Ebrashca :)

Her normal bebek gibi taa en başından 9 ay 10 gün olarak planlanmış olan tahmini varış tarihi, sevgili DilaKız’ın 17 gün erken gelmesiyle 23 Temmuz gecesine denk geldi 🙂 Çok keyifli, çok mutlu bir hamilelik dönemi geçirmiş olmama rağmen doğumdan bir hafta önce annemle kayınvalidem pür neşe bebeğin dolaplarını yerleştirirken -hormonlardan olsa gerek-  içimi bir hüzün kapladı. Durup dururken başladım hüngür şakır ağlamaya;

– Hüüüü siz biliyo musunuz benim içim çok kötü 🙁 Şimdi bebek gelecek ben nasıl tutacam onuuu, hiç hayatımda bebek tutmadım, ağlıcak sabahlara kadar cırıl cırıl, katılacak, moraracak, kıhlıcak n’apıcaaaam been beeeeğğğğğğğğğğğğğ  (sanki dersin eve çıngıraklı yılan alıyoruz, evcilleştirecez.)

İki annem de  beni hiç sallamadı, hatta kendi öz anam ; “bebeği nasıl mı tutacan?? Kedi gibi ensesinden tutarsın hah hah hah alemsin Ebooooş” dedi.

Hiç gülmedim.

22 Temmuz günü bana bir enerji geldi. Sabah erkenden kalktım bir tabur annemle tartıştım, sonra dışarı çıkıp annemin eviyle mesafesi bir hayli olan pazara kadar tek nefes gidip döndüm. Hatta yolda teyzemi arayıp uzuuun uzun annemi çekiştirdim -gerçi kendisi toz kondurmadı gardaşına ama olsun ben enerjimi boşalttım- . Tabii insanlık için küçük ama 9 ayı dolmuş bir gebe için çoook büyük ve zor bir iş yapıyordum temmuz sıcağında. O gün 5 öğün yemek yedim. 9 ay boyunca sadece 9 kilo alıp, son gün aylarca iştahsızlıktan yemediğim kadar yedim.

Annem – eboş iyi misin ? daha yeni yedin kızııım?? diyerek dehşet içinde beni izliyordu. Akşam iş dönüşü çocuğumun babası olan Cenk beyfendisi beni aldı ve döndük, evde akşam yemeğimi de duble porsiyon yiyip yarım karpuzu (aynen) mideme indirdim ve kış uykusuna yatan çakallar gibi odama çekildim. E anca sindirirdim.

img_2628

(evin en güzel odası : Mutfak! )

Gece yarısı 01:30 gibi suyum geldi. Ne ağrı, ne sancı ooh o kadar mutluyum ki işte anasının kızı erken erken gelsin işimize bakalım. Zaten sezaryen olacaktık ne farkeder en azından kendi istediği zaman geliyor. İvedilikle Cenk’i uyandırdım:

Ben: Cenk!! Uyan! Süpriiiiiiz hoş geldin Dila Bebeeeek!!

Cenk: Nee??

Ben: Galiba suyum geldi Bebek geliyo!! Kalk hadiiii

Cenk: Yok Ebrashca ne bebeği, gelmez o şimdi yat yat gelmez daha gelmez.. (gelmez gelmez diyo yaaa!!)

Bi sure sonra Cenk olayın ciddiyetini anladı ve hemen üstünü giymeye başladı. Ben o kadar mutluyum ki pır pır kelebek gibi uçuşuyorum evde. (canım yazııık, o an daha başıma geleceklerden henüz haberdar değilidim tabii ) Hastane valizim çoktan hazırdı ama son anda aklıma en önemli eşyalarımı henüz koymadığımı farkettim. Hemeeeen saç düzleştiricimi ve aynamı attım valize, unutsaydım ne yapardım maazallah! Artık hazırdım, Cenkse bir yandan giyinip bir yandan “Öbroşkoooo doktoru ara, kimliğini de al emi unutma, SAKIN PANİK YAPMAAA!! gibi bağırıp sakinliğini (!) koruyordu. Hemen arabaya bindik ve naniii naniii beni hastaneye yetiştirdik. Hastaneye girer girmez beni tekerlekli sandalyeye aldılar. Hemşireler hastabakıcılar bir telaş halindeydi bense  hala o kadar mutlyum ki, hemen cırt diye kesecekler karnımı ( ay ne hooş ) ve minik tırtılım kelebek olup çıkacaktı dışarı. (Poliyannalığın dibi, heykeli dikilesi dağlar kızı Heidi’ likte son noktaydım)

img_2632

(o kadar basit değil miydi ki?? Hı??)

Odamıza yerleştik, annemi artık arayabilirdik, özellikle annemi ben aramak istedim ki sesimi duyunca ağrım sancım olmadığını anlasın, telaşlanmadan gelsinler diye.

-Alooo anneciiiiim!! Ehi ehi biz hastanedeyiz ehi suyum geldi ehihihi hadi gelin hihihi (hayır extra pozitif davranmaya ne gerek vardı onu anlamadım, e bu konuşmadan sonra annemle babam da hula hula dansıyla gelmediler tabii ki, sonuçta ortada – bir tek benim anlayamadığım- ciddi bir durum vardı.)

Acildeki doğum doktoru, benim doktorum henüz yoldayken çatı muayenesi yapması gerektiğini söyledi.

-Ayy doktor bey siz iyi misiniz, beni kesseniz ben yaptıramam o çatı muayenesini zaten benim kendi doktorum gayet iyi bilir ki ben katiyen……

Doktor “siz bilirsiniz” deyip beni odama postaladı. 5 dakika geçmeden kendi doktorum Kenan Bey aradı yolda olduğunu işi zorlaştırmamam gerektiğini tane tane bi gerizekalıya anlatır gibi anlattı. Bu arada hemşireler gidiyor ebe geliyor, yok ben nuh diyorum peygamber demiyorum. Yaptırmam da yaptırmam. Ben yine pür neşe işin ciddiyetini büyük bir inatla reddederken birden bire sol kalçamdan kasığıma doğru tuhaf bir teğetle ağır bir sancı hissettim. Ehi ehi yok canııım bu doğum sancısı olamaz derkeeeen bir kez daha… Ve bir kez daha… Aynı sancı araları sıklaşarak ve artarak devam ettikçe hastaneyi ayağa kaldırdım. Hemen ameliyata alınmadığım için söylemediğim laf kalmadı. Meğer çatı muayenesini reddettiğim için bunlar gelmiş başıma, bebeğin tam olarak hangi noktada olduğu belli değil, erken doğum bu, bebek doktoru henüz hastanede değil o nedenle sabaha karşı alacaklar bebeği. Dolayısı ile baştan planlı olan sezeryan doğumum, gayet net bi şekilde normal doğum gibi sancılarıyla gümbür gümbür geldi. Sabaha karşı ameliyat saati geldiğinde beni ameliyathaneye alırlarken

-Doktorum nerdeee!! -Kenan Bey’i görücem  çabuk çağırın nerde Oooo!! derken Kenan Bey’in sesi geldi.

-Ebrar Hanım ben burdayım, lütfen rica ediyorum sakin olun ve artık nefes alın. 5 dakikadır nefes almıyorsunuz !!!

de-di?! Zaten arkadaşlar sizin yüzünüzden zor durumda kalmış! (ay afedersiniz kendilerini demotive mi etmişim!!)

Tam anestezist kişisine cırlıyordum kiii hooop gerisini hatırlamıyorum.

img_2629

Duuur dur anlatacam dahaaa

Uyandığımda odamdayız  annem başımda, doktorumsa Cenk’e fısır fısır bir şeyler anlatıyor. Bir şeyler ters gidiyor farkındayım ama takatim yok sormaya. Hiç bir şey bilmek istemediğim gibi bebeği de göresim yok. Zavallı ben canımın derdine düşmüşüm tek derdim eve gitmek. Meğer ameliyathanede başıma neler gelmiş. Benim mesanem ile rahmim birbirine yapışıkmış. Yani 33 yıllık insanım bunu bilmemem ve aylarca ultrasonda görülmemesi çok ilginç. Bu sebeple bir de sevgili mesanem ve değerli rahmimi birbirinden ayırmak için ikinci bir ameliyat geçirmişim. Bu kadar ağır sancı bundanmış. Bebek yola giremiyormuş. Yoksa hiç bir doğumun ilk başında bu kadar ağır sancı olmazmış. Eee boşuna krize girmedik yani dohtur beeeey!

img_2630

Annem : Ebrar baaaak bebeğin geldi, hadi aç gözünüüü.

Ben: İstemiyorum görmek, hadi annecim evimize gidelim 🙁 hüüüüüü … ağlıyorum bir yandan. Derken hemşire kucağıma bir “şey” bıraktı. 2 minik göz çipil çipil bana bakıyor.

– ne kadar canım yandı biliyor musun Dilaaaa hüüüüüüü, neler olduğunu anlatamam sanaaa hüüüüü  (bir yandan ağlıyorum.)

Dila gözlerini kırpıştırıp “gııığğ” dedi. Yani ” abartma anneee hallederiiiz” di bu. Böylece kızımla tanıştık, eminim içinden “annem bu sanırım, daha tanışmadık bile kadın şikayete başladı, çattık ” demiştir. Sonunda tanışmıştık… “Kedi gibi ensesinden” tutmayı planladım miniğimi öyle güzel kavrayıp tutmuştum ki kimselere bırakmadım bile. DilaKız’la birlikte hayatımızda çok şey değişti en güzel sesler gaaa, guuu ve pırt oldu. Bundan sonra ki hikayelerim çokça bebek kokulu olacak, şimdiden biriktireyim anılarımı ki kızıma güzel hatıralarım kalsın. Herkese mutlu geceler, uykusuz anne babalara şimdiden kolaylıklar diliyorum. Uykusuzluktan şikayet etmeyip uyuduklarınıza sayın diyorum, parti başlasııııın 🙂

Doktor Kız Dedi :)

Doktor Kız Dedi :)

Efendim millet olarak gebe kadın görüldü mü herkes bir yorum yaparmış bunu öğrendim. Negatif olan her türlü hurafe ve yorumu atlıyorum. Gerçekten halden anlayan ve iyi niyetli tüm teyzelere buradan sevgilerimi yolluyorum. Daha uzaktan tipime bakıp ;

“ayy kesin erkek!”

“oğlan geliyooo”

” dön bakiiim kalçanı, heeeh yok yok oğlan seninki!”

“senin karnın çok sivri kesssssin erkek bu %100”

“Ebrar sen çok mu börek yedin?? Erkek bu kesin! (anam tatlıyı ekşiyi anladım da börek yiyene erkek gelir bunu çözemedim ?! )

BabyDogBrothers

(haksız mıyım bay köpek? Anladım 🙂 )

Velhasıl ilk üç ay tatlıdan tiksinsem de, ekşi limonlu suları cork cork tüketsem de,  sürekli kıza çıkan rüyalar görsem de ben de kendimi erkeğe alıştırmıştım. Hayır çocuğumun babası olan Cenk beyefendisi bile bilirkişi kesilmiş ” Öbroşko kösün örkök bu, sön çok güzöllöştün yoooooo” diyordu. (meali: Ebrashca kesin erkek bu, sen çok güzelleştin yaaaaa) Hormonlardan olabilir mi acabaaa?? Teallaam yaa…

Cinsiyet öğrenme tarihi gelip çattığında ;

Doktor baktıııı baktıııı, evirdi çevirdi, ı-ıh bizimki açmıyor bacağını. 20 dakika sonunda :

-Kız bu!

-Kız mı???

-Evet kız. Erkek mi istiyordunuz?

-Yoo ben hiç erkek istemem, aksine kıza bayılırım da hiç hazırlanmamışım. (ana! içimden kurt çıktı resmen)

-Kız ismi aramaya başlayın. Dedi ve kalktı.

Artık en önemli sorunsallardan birini aşmıştık. Cinsiyet belliydi. Peki ya isim?

Cinsiyeti öğreneceğimiz hafta kayınvalidemler bu mutlu haberi birlikte öğrenelim istemişler, sürpriz yapıp İzmir’den geldiler. Tabii cinsiyet belirlenince yurdun dört bir yanına haber salındı.

e5a02bf9c36dfb96e57e07f6033766e1

(hazırlanın çok eğleniceeeeeez!!!)

(ana?! Nutellamı paylaşmaya hazır mıyım ki?? )

Kız olduğunu öğrendiğimiz andan itibaren isim düşünmeye başladık.

33 yıllık yaşamımda ismimden çektiğimi başka şeyden çekmedim. Ömrümde en çok duyduğum soru:

– Aaa ne değişik ismin var anlamı neee?? ya da – Ebru mu?? Esra mı? ay annamadım adın neeeeeğğ??

ya da şirketi ararlar -Ebrar Bey siz misiniz? Ahahaha ben sizi ” bey” sandımdıııı(bey senin babandır)

O nedenle ahtım var, çocuğum olursa son derece basit anlaşılır bir ismi olacak. Erkek olursa Ali, kız olursa Ayşe olsun toptan kurtulalım demişliğim bile vardır. Hatta şu anneannemin meşhur saatli maarif takviminin son cümlelerinde yazan isim önerilerine bile bakmaya meyilliydim bir ara. (Kız adı: Merasim / Erkek Adı : Himmet. Iyy iyiki bakmamışım. Hayır yıl olmuş 2016 bari kıza : MerasimSu,  Erkeğe HimmetCan yazın dimi? uysun yeni çağa ehiehi.)

Cenkle her gece oturup isim muhakemesi yaptık. Şimdi açık açık hangi isimlerden konuştuğumuzu yazmıcam, hani belki yakınınız birinin adıdır filan ayıp etmeyeyim:

Cenk: AAA koyalım?

Ben: Ay ne öyle dansöz ismi gibi??

Ben : BB koyalım

Cenk: Yok artık sonuna “Can” da ekleyelim tam olsun.

Velhasıl taa Çeşme yıllarımızda ikimizde beğendiği ” Dila ” ismine geri dönmüştük.  DilaKız sağlıkla gelsin bakalım, yeni oda arkadamız için şimdiden heyecanlıyım. Bakalım bize neler katacak, neler öğretecek bu minnoş kız.

[wallcoo_com]_Baby_Photography_of_baby_boy_with_naughty_face_ISPC006028

 (korkmayın. herşey. çok. güzel. olacak. tam. planladığım. gibi! )

Sen de korkma Cenk! Ben yanındayım!!

26. hafta kontrole gittiğimizde, ultrason görüntülerinde  minik bebek bir yandan hop hop zıplayıp bir yandan da ağzını açıp kapatıyordu. Tepkim taktire şayandıı:

-Aaa ağzını niye öyle yapıyo? Aç mı acaba? :/

Doktor: -Ebrar Hanım bebeğiniz henüz ağzından beslenmiyor!

aman anladık ne var yani o an boş bulundum. İşte analık orda gelmişti bana. Aç mı kalmıştı benim miniğim? Çok geçmeden aklımda bir ampul yandı çınnnn!

-Ehiehi Cenk, iyi bak, şimdiden ağız kasları gelişiyo! Yani bana laf eden Cenk beyefendisi artık kamuflajları hazırlamalıydı, yeni bir çenebaz geliyordu evimize. Bakalım neler olacaktı 🙂

8da85713e8d2cb1ce01c6d26b61608a7

(Annim biraz sorunlu galiba. Babam daha uyumlu geldi. )

Sen o tatlı (!) anacığına kurban ol be.

Görüldüğü üzere bizim konularımız belli artık. Bir nutellamı, bir de Cenk’i paylaşamam derdim sanırım ikisine de güçlü bir ortağım var artık. Bundan sonra bir evde bir Ebrashca’dan daha tehlikeli ne olabilir ki yanıtına hep birlikte yanıt arayacağız.

Hepinize pembeli, tüllü, allı güllü rüyalar 🙂